Bir otel projesi çizim üzerinde başladığında, birçok karar oldukça net görünür.
Odanın nerede olacağı bellidir.
Banyonun yerleşimi çizilmiştir.
Mobilyalar planlanmıştır.
Aydınlatmalar seçilmiştir.
Ortak alanların nasıl kullanılacağı düşünülmüştür.
Ancak proje kâğıt üzerinde ne kadar detaylı hazırlanırsa hazırlansın, bazı kararların gerçek hayatta farklı çalıştığını ancak uygulama başladıktan sonra görebilirsiniz.
House Sola sürecinde benim için en önemli öğrenimlerden biri de buydu.
Bir oteli tasarlamak, ilk gün verilen kararların son güne kadar hiç değişmemesi anlamına gelmiyor.
Tam tersine, bazen bir kararı değiştirmek projenin daha iyi hale gelmesini sağlıyor.
Önemli olan sürekli fikir değiştirmek değil.
Bir kararın neden değişmesi gerektiğini doğru anlayabilmek.
House Sola'yı tasarlarken de bazı kararları başlangıçta farklı düşündük, uygulama sırasında yeniden değerlendirdik ve bazılarını değiştirdik.
Bazı değişiklikler tamamen estetik nedenlerle yapıldı.
Bazıları misafir deneyimini iyileştirmek için ortaya çıktı.
Bazıları ise ancak alanı gerçek ölçülerinde görmeye başladığımızda fark ettiğimiz ihtiyaçlardan kaynaklandı.
Bu yazıda, House Sola'yı tasarlarken verdiğimiz ve süreç içerisinde yeniden değerlendirdiğimiz kararların bana öğrettiklerini paylaşacağım.
Bu bir “doğru tasarım kararları listesi” değil.
Daha çok gerçek bir otel projesinin, çizimden uygulamaya geçerken nasıl değişebildiğine dair sahadan notlar.
Kâğıt Üzerindeki Otel ile Gerçek Otel Aynı Şey Değil
Bir mimari plan üzerinde her şey belirli ölçüler içerisinde çalışır.
Bir oda belirli metrekaredir.
Mobilyalar plana yerleştirilmiştir.
Geçiş alanları hesaplanmıştır.
Banyo ölçülendirilmiştir.
Ancak gerçek hayatta mekânı deneyimlemeye başladığınızda farklı sorular ortaya çıkar.
Örneğin:
- Bu koridor gerçekten rahat mı?
- İki kişi aynı anda burada hareket edebiliyor mu?
- Valizle odaya girildiğinde alan yeterli mi?
- Yatak etrafındaki dolaşım rahat mı?
- Banyoda gerçekten ihtiyaç duyulan alan neresi?
- Akşam olduğunda aydınlatma beklediğimiz hissi veriyor mu?
- Misafir odaya ilk girdiğinde nereye bakıyor?
Bu soruların bazılarını çizim üzerinde cevaplamak mümkündür.
Ancak bazılarını gerçekten mekânın içerisinde bulunmadan anlamak zordur.
House Sola sürecinde benim açımdan önemli olan nokta şuydu:
Plan, karar vermek için gereklidir. Ancak kararın gerçekten doğru olup olmadığını bazen ancak mekân ortaya çıktığında anlayabilirsiniz.
Bu nedenle tasarım sürecinde esnek olmak gerekir.
Fakat bu esneklik, plansızlık anlamına gelmemelidir.
Her yeni fikir nedeniyle projeyi değiştirmek hem maliyeti hem de süreci kontrol edilemez hale getirir.
Değişiklik yapılacaksa, bunun gerçekten daha iyi bir sonuç sağlayıp sağlamadığı değerlendirilmelidir.
1. İlk Plan Her Zaman Son Plan Olmayabilir
House Sola'da proje ilerlerken öğrendiğim şeylerden biri, başlangıçta verilen her kararın mutlaka son karar olarak kabul edilmemesi gerektiğiydi.
Çünkü proje ilerledikçe daha fazla bilgi ortaya çıkar.
Başlangıçta yalnızca:
- planları
- ölçüleri
- görselleri
- teknik çizimleri
görürsünüz.
Daha sonra ise:
- gerçek duvarları
- gerçek tavan yüksekliğini
- ışığın mekâna girişini
- odaların birbirleriyle ilişkisini
- insanların mekân içerisindeki hareketini
görmeye başlarsınız.
Bu yeni bilgiler, bazı kararları yeniden değerlendirmenize neden olabilir.
Burada yatırımcı açısından önemli olan şey, “ilk karar verildi, artık hiçbir şey değişemez” yaklaşımına saplanmamaktır.
Ancak diğer uç da tehlikelidir.
Sürekli değişiklik yapmak.
Yeni bir fikir gördükçe projeyi yeniden ele almak.
Her hafta başka bir malzeme seçmek.
Bu yaklaşım da proje maliyetini artırır.
Dolayısıyla doğru denge şudur:
Kararlar mümkün olduğunca erken ve doğru şekilde alınmalı; ancak gerçek kullanım açısından daha iyi bir çözüm ortaya çıktığında değişiklik yapmaktan da korkulmamalıdır.
2. Mekânı Boşken Değil, Kullanım Senaryosuyla Değerlendirmek Gerekiyor
Bir otel odası inşaat halindeyken büyük veya yeterli görünebilir.
Ancak içerisine:
- yatak
- komodin
- gardırop
- valiz
- minibar
- sandalye
girdiğinde algı tamamen değişebilir.
Bu nedenle House Sola sürecinde öğrendiğim en önemli bakış açılarından biri, alanları yalnızca boş hacimler olarak değerlendirmemek oldu.
Her alan için kendime şu soruyu sormaya başladım:
“Misafir burada ne yapacak?”
Örneğin misafir odaya girdiğinde:
- kartını nereye bırakacak?
- valizini nereye koyacak?
- kıyafetlerini nereye yerleştirecek?
- telefonunu nerede şarj edecek?
Banyoya girdiğinde:
- havlusunu nereye asacak?
- kişisel eşyalarını nereye koyacak?
- aynayı rahat kullanabilecek mi?
Bu sorular basit görünür.
Ancak otel deneyimini oluşturan şeylerin önemli bir bölümü tam olarak bu küçük detaylardır.
Tasarım bazen büyük mimari hareketlerden değil, misafirin farkında bile olmadan rahat ettiği küçük kararların toplamından oluşur.
3. Görsel Olarak Güzel Olan Her Şey Kullanışlı Olmayabilir
Otel tasarlarken en kolay düşülen tuzaklardan biri, yalnızca görsel etkiye odaklanmaktır.
Bir tasarım render üzerinde çok etkileyici görünebilir.
Ancak otel işletilmeye başladığında farklı sorunlar ortaya çıkabilir.
Örneğin bir yüzey çok şık görünebilir fakat:
- temizlenmesi zor olabilir
- sürekli iz bırakabilir
- kolay zarar görebilir.
Bir mobilya çok güzel olabilir ancak:
- yeterli depolama alanı sunmayabilir
- odada gereksiz yer kaplayabilir
- housekeeping açısından kullanım zorluğu yaratabilir.
Bu nedenle House Sola'yı tasarlarken zamanla daha fazla önem verdiğim konu, estetik ile kullanım arasındaki denge oldu.
Bir otel odasında misafir yalnızca fotoğraf çekmez.
Orada uyur.
Duş alır.
Valiz açar.
Telefonunu şarj eder.
Kıyafetlerini yerleştirir.
Odayı günler boyunca kullanır.
Bu nedenle tasarım kararlarında şu soru önemlidir:
“Bu güzel mi?” kadar, “Bu gerçekten çalışıyor mu?” sorusu da önemlidir.
4. Bazı Kararlar Uygulama Başlamadan Önce Yüzlerce Kez Düşünülmeli
House Sola sürecinde özellikle şunu daha net gördüm:
Bazı kararlar uygulandıktan sonra değiştirilmesi çok kolay değildir.
Örneğin:
- elektrik tesisatı
- su tesisatı
- giderler
- klima altyapısı
- sabit mobilyaların ölçüleri
- banyo yerleşimleri.
Bu tür kararlar uygulamadan önce ne kadar çok düşünülürse o kadar iyidir.
Çünkü inşaat aşamasında yapılan küçük bir hata, daha sonra:
- kırma
- sökme
- yeniden uygulama
gerektirebilir.
Bu da hem maliyeti hem de iş süresini artırır.
Buna karşılık bazı kararlar daha sonra daha kolay değiştirilebilir.
Örneğin:
- bazı dekoratif objeler
- tekstil ürünleri
- duvar aksesuarları
- küçük mobilyalar.
Bu nedenle tüm tasarım kararlarını aynı önemde değerlendirmemek gerekir.
Benim için oluşan basit yaklaşım şu oldu:
Sonradan değiştirmesi pahalı olan kararları önce çöz. Sonradan değiştirmesi kolay olan detayları en sona bırak.
5. Aydınlatma Kararları Gerçek Mekânda Daha Farklı Görünüyor
Aydınlatma, plan üzerinde belirli semboller ve ölçülerle gösterilebilir.
Ancak ışığın mekândaki etkisini yalnızca çizim üzerinden anlamak her zaman mümkün değildir.
Özellikle:
- ışığın duvara nasıl vurduğu
- taş veya farklı yüzeylerde nasıl göründüğü
- gece atmosferini nasıl değiştirdiği
- odanın farklı noktalarında nasıl bir his oluşturduğu
uygulama sonrasında daha net görülür.
Bu nedenle House Sola sürecinde aydınlatmayı yalnızca “mekân yeterince aydınlık mı?” sorusuyla değerlendirmemek gerektiğini gördüm.
Aydınlatma aynı zamanda mekânın karakterini oluşturuyor.
Özellikle bir otelde gün içerisindeki farklı kullanım saatlerini düşünmek gerekiyor.
Sabah daha fonksiyonel bir ışık ihtiyacı olabilir.
Akşam ise daha sıcak ve dinlendirici bir atmosfer istenebilir.
Aydınlatma kararlarında sonradan küçük revizyonlar yapabilme esnekliğinin bulunması da bu nedenle önemli.
Aydınlatmayı yalnızca teknik bir ihtiyaç olarak değil, misafirin mekânı nasıl hissettiğinin bir parçası olarak düşünmek gerekiyor.
6. Küçük Detaylar Misafir Deneyiminde Beklenenden Daha Büyük Bir Yer Tutuyor
House Sola'yı tasarlarken ve projeyi uygularken, bazı küçük detayların beklediğimden daha önemli olduğunu fark ettim.
Örneğin:
- prizlerin konumu
- telefon bırakılabilecek küçük alanlar
- yeterli askı alanı
- bavul için uygun bir yer
- banyodaki depolama alanları
- aynanın konumu
- havlu askılarının erişilebilirliği.
Bunların hiçbiri bir otelin Instagram fotoğrafında ilk dikkat çeken unsurlar değildir.
Ancak misafir bunlardan birinin eksikliğini hemen fark edebilir.
İyi tasarlanmış bir otel odasında bazı şeyler misafirin dikkatini çekmez.
Çünkü zaten olması gereken yerde ve olması gerektiği gibi çalışıyordur.
Ancak eksik olduğunda fark edilir.
Bu nedenle tasarım sürecinde büyük kararların yanında şu soruyu da sormak gerekir:
“Misafir burada küçük bir problem yaşar mı?”
Bu soru bazen büyük tasarım değişikliklerinden daha değerli olabilir.
7. Her Değişiklik İyileştirme Anlamına Gelmeyebilir
Bir projede bir şeyi değiştirmek, otomatik olarak projeyi daha iyi hale getirmez.
Bazen ilk karar yeterince iyidir.
Sadece yeni bir alternatif gördüğümüz için değiştirmek istemek doğru bir neden değildir.
Özellikle proje ilerledikçe “daha iyisini bulma” isteği sonsuza kadar devam edebilir.
Her zaman:
- daha güzel bir aydınlatma
- daha iyi bir seramik
- daha farklı bir mobilya
- daha yeni bir teknoloji
bulabilirsiniz.
Ancak proje bir noktada karar verilmesini ve ilerlenmesini gerektirir.
Bu nedenle süreç içerisinde kendime sormaya çalıştığım soru şuydu:
“Bu değişiklik gerçekten misafir deneyimini veya işletme kalitesini iyileştiriyor mu, yoksa sadece yeni bir şeyi daha çok beğendiğimiz için mi değiştiriyoruz?”
Bu ayrım, özellikle bütçe kontrolü açısından çok önemlidir.
8. Değişiklik Kararlarını Tek Tek Değil, Toplam Etkisiyle Değerlendirmek Gerekir
Bir değişiklik tek başına küçük görünebilir.
Örneğin bir odadaki aydınlatma maliyeti biraz artabilir.
Ancak aynı karar tüm odalara uygulanıyorsa toplam maliyet değişir.
Benzer şekilde bir mobilyanın ölçüsünü değiştirmek yalnızca mobilyayı etkilemeyebilir.
Elektrik noktaları.
Duvar kaplamaları.
Aydınlatmalar.
İşçilik.
Hepsi değişebilir.
Bu nedenle House Sola sürecinde öğrendiğim önemli noktalardan biri de değişiklikleri yalnızca tek bir kalem üzerinden değerlendirmemek oldu.
Her değişiklik için şu sorular sorulabilir:
- Bu karar başka hangi alanları etkiliyor?
- Toplam maliyet farkı ne olacak?
- İş programını geciktirir mi?
- Aynı değişiklik kaç odada uygulanacak?
- Sonuç gerçekten harcanacak ek kaynağa değer mi?
Bir değişiklik küçük başlayabilir ancak proje içerisinde zincirleme bir maliyete dönüşebilir.
9. Oteli Tasarlarken İşletmeyi de Tasarlıyorsunuz
House Sola bana bir kez daha şunu gösterdi:
Bir otel tasarlamak, yalnızca bina ve odaları tasarlamak değildir.
Aynı zamanda otelin günlük çalışma şeklini tasarlıyorsunuz.
Örneğin housekeeping açısından:
- temizlik malzemeleri nerede tutulacak?
- katlar arasında hareket nasıl olacak?
- çarşaflar nerede depolanacak?
Resepsiyon açısından:
- misafir nereden karşılanacak?
- girişteki ilk deneyim nasıl olacak?
- personelin ihtiyaç duyduğu alan var mı?
Misafir açısından:
- odaya ulaşmak kolay mı?
- ortak alanlar anlaşılır mı?
- ihtiyaç duyduğu şeylere rahat ulaşabiliyor mu?
Bu nedenle tasarım sürecinde yalnızca mimari çizimlere değil, günlük operasyon senaryolarına da bakmak gerekiyor.
Bence otel tasarımındaki en önemli sorulardan biri şu:
“Bu otel açıldıktan sonra, burada bir gün nasıl geçecek?”
Misafir açısından.
Personel açısından.
Yönetici açısından.
Bu üç farklı bakış açısıyla yapılan değerlendirme, bazı tasarım kararlarının daha erken fark edilmesini sağlayabilir.
10. En İyi Öğrenme Bazen Gerçek Oteli Açtıktan Sonra Başlıyor
Bir otel projesi tamamlandığında, aslında tasarım süreci tamamen bitmiş olmuyor.
Otel açıldıktan sonra gerçek kullanıcılar mekânı deneyimlemeye başlıyor.
Ve gerçek kullanım, proje hakkında yeni bilgiler veriyor.
Misafirlerin en çok kullandığı alanlar.
Personelin sürekli yaşadığı küçük sorunlar.
Beklenenden daha fazla kullanılan veya hiç kullanılmayan alanlar.
Bunların tamamı gelecekte yapılacak projeler için değerli bilgi oluşturuyor.
House Sola'nın benim için en değerli taraflarından biri de bu oldu.
Sadece bir otel projesi tamamlamak değil.
Bir sonraki otel yatırımında daha doğru karar verebilmek için gerçek bir deneyim alanı oluşturmak.
Çünkü kitaplardan, çizimlerden ve başka projelerden çok şey öğrenebilirsiniz.
Ancak bazı şeyleri ancak kendi projenizde, gerçek bir misafir ve gerçek bir işletme içerisinde deneyimleyebilirsiniz.
Bir otel açıldığında proje bitmez. Aslında en değerli öğrenme süreci o zaman başlar.
House Sola'dan Öğrendiğim 10 Tasarım ve Uygulama Notu
House Sola sürecini bugün yeniden değerlendirdiğimde, benim için öne çıkan bazı notlar şunlar:
1. İlk çizim son karar değildir.
Gerçek mekân ortaya çıktığında bazı kararları yeniden değerlendirmek gerekebilir.
2. Her alanı kullanım senaryosuyla düşünmek gerekir.
Boş görünen bir oda ile gerçek mobilyalar ve misafir kullanımı aynı değildir.
3. Estetik ve işlev arasında denge kurulmalıdır.
Güzel görünen her çözüm uzun vadede iyi çalışmayabilir.
4. Sonradan değiştirilmesi pahalı olan kararlar erken verilmelidir.
Elektrik, tesisat, banyo ve teknik altyapı gibi konular detaylı düşünülmelidir.
5. Küçük detaylar büyük bir misafir deneyimi yaratabilir.
Priz, depolama, askı ve valiz alanı gibi konular beklenenden daha önemlidir.
6. Aydınlatma gerçek mekânda değerlendirilmelidir.
Çizim ve render, ışığın gerçek etkisini her zaman göstermez.
7. Her yeni fikir uygulanmamalıdır.
Değişikliğin gerçekten projeye değer katıp katmadığı değerlendirilmelidir.
8. Bir değişikliğin toplam etkisi hesaplanmalıdır.
Küçük bir değişiklik, birçok odada veya farklı iş kalemlerinde büyük maliyet yaratabilir.
9. Oteli tasarlarken işletmeyi de tasarlıyorsunuz.
Personel ve operasyon ihtiyaçları proje aşamasında düşünülmelidir.
10. Gerçek öğrenme otel açıldıktan sonra devam eder.
Misafir ve personel deneyimi, gelecekteki projeler için en değerli geri bildirimlerden biridir.
Sonuç: Bazı Kararlar Ancak Gerçek Hayatta Test Edildiğinde Anlaşılıyor
House Sola'yı tasarlarken öğrendiğim en önemli şeylerden biri, bir otel projesinin tamamen “bir kez çiz ve uygula” süreci olmadığıydı.
İyi planlama çok önemlidir.
Hatta mümkün olduğunca fazla kararın uygulama başlamadan önce verilmesi gerekir.
Ancak gerçek mekân ortaya çıktığında yeni bilgiler ortaya çıkar.
Bu noktada önemli olan iki farklı hatadan kaçınmaktır.
Birincisi:
“Başlangıçta böyle karar verdik, artık hiçbir şeyi değiştiremeyiz.”
İkincisi ise:
“Her yeni fikri projeye ekleyelim.”
Bence doğru yaklaşım ikisinin arasında.
Projeye mümkün olduğunca hazırlıklı başlamak.
Temel ve pahalı değişiklik yaratacak kararları önceden çözmek.
Ancak gerçek kullanım açısından daha iyi bir çözüm ortaya çıktığında, değişikliği değerlendirmek.
House Sola benim için yalnızca bir otel yatırımı olmadı.
Aynı zamanda tasarım kararlarının, çizimlerin ve fikirlerin gerçek hayatta nasıl çalıştığını deneyimlediğim bir süreç oldu.
Ve belki de en önemli sonuç şu:
Bir otel projesinde verdiğiniz her kararın doğru olup olmadığını çizim üzerinde değil, insanların o mekânı gerçekten kullanmaya başladığında öğreniyorsunuz.