Bir otel kurma fikri ilk ortaya çıktığında insanın kafasında genellikle güzel bir görüntü oluyor. Güzel bir bina. İyi dekore edilmiş odalar. Bir havuz. İyi bir kahvaltı. Mutlu misafirler. Ve sonunda kapısını açmış, çalışan bir otel.

Benim House Sola'yı kurarken öğrendiğim en önemli şeylerden biri ise şu oldu: otel, kapısını açtığınız gün kurulmuş olmuyor. Asıl süreç çok daha önce başlıyor.

House Sola bizim için bir arsa olarak başladı ve işletmeye açılana kadar yaklaşık dört yıl geçti. Bu süre içerisinde gayrimenkul, mimari, finans, ruhsat süreçleri, marka, dijital pazarlama ve operasyon gibi birbirinden farklı görünen birçok konuyla aynı proje içerisinde uğraştım.

Bugün geriye dönüp baktığımda, o dört yılın bana yalnızca otelcilik konusunda değil, bir işi sıfırdan kurmak konusunda da çok şey öğrettiğini düşünüyorum. Bunların içinden benim için en önemli 10 tanesini paylaşmak istiyorum.

1. Bir otel yatırımında en önemli karar, oteli yapmaya karar vermek değil

Bir projeye başlamadan önce insanın aklında genellikle şu soru oluyor: "Bu arsaya nasıl bir otel yapabiliriz?" Ben bugün aynı noktaya tekrar dönsem soruyu biraz değiştirirdim. Önce: "Burada gerçekten bir otel yapılmalı mı?" diye sorardım.

Çünkü bir gayrimenkulün otel yapılabilir olması, onun iyi bir otel yatırımı olacağı anlamına gelmiyor. Lokasyon, imar, arsa maliyeti, inşaat maliyeti, oda sayısı, hedef müşteri, sezon, beklenen fiyat, doluluk ve işletme giderleri birlikte değerlendirilmeden sadece güzel bir proje ortaya çıkarmak yeterli değil. House Sola bana yatırım kararının, mimari projeden çok daha önce başladığını öğretti.

2. Bir projenin ne kadar süreceğini baştan tam olarak bilemiyorsunuz

Dört yıl... Bugün söylediğimde oldukça uzun bir süre gibi geliyor. Ama işin içerisindeyken süreç tek parça halinde yaşanmıyor. Bir gün bir ruhsat konusu, başka bir gün mimari bir karar, sonra başka bir teknik problem, ardından tedarik, ardından yeni bir karar... Her aşama kendi içerisinde yönetilmesi gereken başka bir işe dönüşüyor.

Bu nedenle bugün yeni bir yatırımcı bana "Otel ne kadar sürede açılır?" diye sorsa, tek bir rakam vermek yerine çok daha temkinli konuşurum. Çünkü özellikle gayrimenkul geliştirme ve otel yatırımlarında takvim, yalnızca sizin çalışma hızınıza bağlı değil.

3. Ruhsat ve resmi süreçler, projenin son aşaması değildir

Bence ilk projelerde yapılan en büyük hatalardan biri, resmi süreçleri işin sonunda düşünmek. Önce "Binayı yapalım." sonra "Ruhsatları hallederiz." yaklaşımı oldukça riskli.

Oysa resmi süreçler, yatırım kararının en başından itibaren projenin içerisinde olmalı. Bir gayrimenkulün hukuki ve imari durumu, yapılabilecekleri doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle bugün bir otel yatırımı değerlendirirken yalnızca "Burası güzel mi?" diye bakmam. Aynı zamanda "Burada hukuken ve teknik olarak ne yapabilirim?" diye sorarım.

4. Mimari kararlar sadece estetik kararlar değildir

Otel tasarlarken insanın kolayca görselliğe kapılması mümkün. Odanın rengi, duvarın dokusu, mobilya, aydınlatma, havuz, bahçe... Bunların hepsi önemli. Ama bir otelin mimarisi aynı zamanda işletmenin nasıl çalışacağını belirliyor.

Örneğin housekeeping odalara nasıl ulaşacak, teknik servis nereden geçecek, çamaşırhane nasıl çalışacak, depolama nerede yapılacak, kahvaltı servisi nasıl işleyecek, personel misafirle nerede karşılaşacak, mal kabul nasıl yapılacak? Bunlar Instagram fotoğrafında görünmeyebilir. Ama otel açıldıktan sonra her gün karşınıza çıkar.

House Sola'da benim için önemli derslerden biri şu oldu: güzel görünen bir otel ile iyi çalışan bir otel aynı şey değil. İdeal olan, ikisini aynı anda yapabilmek.

5. Küçük detaylar, misafir deneyiminde büyük fark yaratıyor

Bir oteli kurarken büyük kararlar daha fazla dikkat çekiyor: oda sayısı, mimari, havuz, mobilyalar, marka. Ama otel açıldıktan sonra misafirin yaşadığı deneyim çok daha küçük detayların toplamından oluşuyor.

Odada bir şeyin nerede durduğu, ışığın nasıl çalıştığı, kahvenin nasıl hazırlandığı, resepsiyona ne kadar kolay ulaşılabildiği, kahvaltının nasıl sunulduğu, bir problemin ne kadar hızlı çözüldüğü... Bunların her biri deneyimin bir parçası. Bu yüzden bugün otelcilik konusunda en çok önem verdiğim şeylerden biri: misafirin oteli nasıl kullandığını düşünmek.

6. Oteli açmakla iş bitmiyor, aslında yeni başlıyor

Bence bunu yaşayarak öğrenmek ile dışarıdan görmek arasında ciddi bir fark var. İnşaat biter. Mobilyalar gelir. Odalar hazırlanır. Fotoğraflar çekilir. Web sitesi açılır. Ve sonunda otelin kapısını açarsınız. İnsan bir noktada "Tamam, bitti." diye düşünüyor.

Aslında bitmiyor. Çünkü artık başka bir dönem başlıyor: işletme. Artık her gün gerçek misafirlerle karşılaşıyorsunuz. Gerçek sorunlar ortaya çıkıyor. Gerçek maliyetleri görüyorsunuz. Gerçek talepleri öğreniyorsunuz. Ve planladığınız bazı şeylerin sahada farklı çalıştığını görüyorsunuz. Benim için House Sola'nın en öğretici dönemi de aslında otelin açılmasıyla başladı.

7. Misafirden gelen geri bildirim, en iyi danışmanlardan biri

Bir otel kurarken çok fazla varsayım yapıyoruz. "Misafir bunu sever." "Şöyle daha iyi olur." "Bunu özellikle isterler." Bazen doğru. Bazen değil.

Otel açıldığında gerçek misafir size çok daha değerli bir bilgi vermeye başlıyor. Neyi seviyor? Neyi kullanmıyor? Neyi soruyor? Nerede zorlanıyor? Neyi özellikle hatırlıyor? Bunları dinlemek gerekiyor. Çünkü bazen yatırımcının çok önem verdiği bir detay, misafir için önemsiz olabilir. Bazen de bizim küçük gördüğümüz bir detay, misafirin deneyimini ciddi şekilde değiştirebilir.

Bu nedenle ben bugün bir oteli sadece tasarlanan bir ürün olarak değil, zaman içerisinde misafirlerden öğrenilerek gelişen bir işletme olarak görüyorum.

8. Pazarlama, otel açıldıktan sonra düşünülmemeli

Bir otelin çok güzel olması, insanların onu otomatik olarak bulacağı anlamına gelmiyor. Bugün bir otelin fotoğrafı, web sitesi, Google görünürlüğü, sosyal medya hesabı, yorumları ve dijital reklamları misafirin satın alma kararının önemli parçaları.

House Sola'nın açılış sürecinde dijital tarafın da en az fiziksel proje kadar önemli olduğunu daha net gördüm. Özellikle sosyal medya tarafında insanların oteli ilk kez görme biçimi, markanın algısını doğrudan etkiliyor. Bu nedenle bugün bir otel projesini düşünürken "Otel nasıl görünecek?" kadar "İnsanlar bu oteli internette nasıl görecek?" sorusunu da düşünüyorum.

9. Her şeyi ilk seferde doğru yapmaya çalışmak mümkün değil

Bu belki de en kişisel öğrendiğim şeylerden biri. Bir proje yaparken insan doğal olarak her şeyi doğru yapmak istiyor. Ama gerçekte bazı kararlar değişiyor, bazı şeyler beklediğiniz gibi çalışmıyor, bazı harcamaların gereksiz olduğunu sonradan anlıyorsunuz, bazı konulara daha fazla yatırım yapmanız gerektiğini sonradan görüyorsunuz.

Bu kötü bir şey değil. Çünkü işletmecilik biraz da yapmak, görmek, ölçmek ve düzeltmek. House Sola bugün benim için tamamlanmış bir proje değil. Hâlâ gelişen bir işletme. Hâlâ yeni şeyler öğreniyoruz. Hâlâ bazı detayları değiştiriyoruz. Bence bunun böyle olması gerekiyor.

10. En değerli şey, farklı deneyimleri tek bir projede birleştirebilmek

House Sola'yı benim için farklı yapan şeylerden biri de bu. Daha önce farklı alanlarda öğrendiğim birçok şeyi aynı projede kullanma fırsatım oldu: gayrimenkul, finans, operasyon, süreç yönetimi, marka, dijital pazarlama ve tabii ki misafir deneyimi.

Site üzerindeki yolculuğumda da bu bağlantıyı özellikle önemsiyorum. Çünkü geçmişteki iş deneyimlerimden gelen süreç ve planlama bakışının, daha sonra işletme ve yatırım tarafındaki deneyimlerle birleştiğini düşünüyorum. House Sola bu açıdan benim için sadece bir otel olmadı. Daha önce farklı yerlerde öğrendiğim şeylerin aynı projede buluştuğu bir alan oldu.

Bugün House Sola'ya baktığımda

House Sola'yı kurarken öğrendiğim en önemli şey belki de şu: bir işletme, sadece ortaya çıkan sonuçtan ibaret değil. Arkasında yüzlerce küçük karar var. Bazıları doğru. Bazıları yanlış. Bazıları zamanında alındı. Bazıları geç alındı. Bazılarının sonucunu ise ancak yıllar sonra görebiliyorsunuz.

Bu nedenle bugün yeni bir projeye bakarken yalnızca "Ne yapabiliriz?" diye düşünmüyorum. Biraz daha fazla "Bunu neden yapıyoruz, kime hizmet edecek ve uzun vadede nasıl bir işletmeye dönüşecek?" diye düşünüyorum.

House Sola'nın benim için en güzel taraflarından biri de burada. Bir arsa olarak başlayan ve yaklaşık dört yıl sonra kapılarını açan bu proje, bugün hâlâ bana yeni şeyler öğretiyor. Ve belki de bu hikâyenin en güzel tarafı: henüz bitmiş değil.

Son bir not

Bu yazıyı özellikle bir "başarı hikâyesi" olarak yazmak istemedim. Çünkü House Sola'nın hikâyesinde anlatmaya değer olan şey yalnızca sonunda ortaya çıkan otel değil. Aradaki süreç. Beklemek. Karar vermek. Yanılmak. Tekrar düşünmek. Bir şeyi değiştirmek. Bazen planın dışına çıkmak. Ve sonunda kapıyı açmak.

Benim için girişimcilik biraz da bundan ibaret. Bir projeyi sıfırdan kurduğunuzda, aslında sadece bir işletme kurmuyorsunuz. Kendinize de yeni bir şey öğretiyorsunuz.